Türkiye toplumunun modernleşme serüveni (Osmanlı devletinin son dönemleriyle başlayan ve
cumhuriyet dönemiyle yeni bir boyuta taşınan süreç) ve sonrası dönemlerindeki özgül deneyimi, din
algılarında, dini temsillerde ve dindarlık tipolojilerinde önemli değişimlerin yaşanmasına sebep olmaktadır. Modernlik sonrası dönemde dinin etkisini kaybettiği yönündeki iddialara karşın, özellikle
1950’lerden itibaren dinin gündelik yaşam üzerindeki belirleyici gücüne atıflar yapan teoriler öne çıkmaktadır. Nitekim sosyal işlevleri ve kurumlarla kurduğu süreklilik arz eden ilişkileriyle dinin toplumda etkin ve dinamik bir olgu olarak varlığını sürdürdüğü gözlemlenmektedir. Klasik sekülerleşme
teorileri ve yeni paradigma tartışmaları içerisinde uzun uzadıya yer edinen bu yaklaşımlar özellikle
dinsel dokuda meydana gelen seküler dönüşümlerle geniş bir yelpazeye açılmaktadır. Din sosyolojisin
temel sorunsallarından biri olan cemaat olgusu ve onun kişiler üzerindeki etkisi 21.yüzyıl toplumları
için yeni bir deneyim sürecine tekabül etmektedir. Bu bağlamda gerek Batı’da gerekse de Türkiye’de
ortaya çıkan “seküler cemaat formları ve yeni dindarlıklar”, sosyal dayanışma, aidiyet ve kimlik inşası
açısından dikkat çekici bir güncellik kazanmaktadır. Klasik sekülerleşme ve yeni paradigma tartışmalarına boğulmadan, seküler cemaat olgusu ve yeni dindarlık/lar meselesine dair analizler sunmayı
amaçlayan bu metin, modern ve sonrası dönemde dünyevi amaçlar/inançlar/beklentiler ekseninde bir
araya gelen ve cemaat refleksleri gösteren oluşumlara dair betimsel bir bakış açısı sunmaktadır.
Anahtar Kelimeler
Din sosyolojisi, sekülerleşme, seküler cemaatler, yeni dindarlıklar.
Abstract
The modernization journey of Turkish society (a process that began in the late Ottoman period and was given a new dimension in the Republican era) and its specific experiences in the subsequent period have caused significant changes in perceptions of religion, religious representations, and
typologies of religiosity. Despite claims that religion lost its influence in the post-modern era, theories
emphasizing the decisive power of religion on daily life have come to the forefront, especially since the
1950s. Indeed, it is observed that religion continues to exist as an active and dynamic phenomenon in
society through its social functions and its continuous relationships with institutions. These approaches, which are extensively discussed within classical secularization theories and new paradigm debates, are expanding to a wider range, particularly in light of the secular transformations occurring within
the religious fabric. The phenomenon of community and its impact on individuals, a fundamental issue
in the sociology of religion, represents a new experiential process for 21st-century societies. In this context, “secular community forms and new forms of religiosity” emerging both in the West and in Turkey
are gaining remarkable relevance in terms of social solidarity, belonging, and identity construction.
Avoiding the bogged-down debates on classical secularization and the new paradigm, this text aims
to offer analyses of the phenomenon of secular communities and the issue of new forms of religiosity,
providing a descriptive perspective on formations that come together around worldly goals/beliefs/
expectations and exhibit communal reflexes in the modern and postmodern periods.
Keywords
Sociology of religion, secularisation, secular communities, new religiosities.
Atıf
APA 7
Ahnas, M. O. (2026). Seküler Cemaatler Bağlamında Yeni Dindarlık Pratiklerinin Sosyolojik Okuması. Sosyoloji Divanı, (27), 205–225.
Chicago Author-Date
Ahnas, Mehmet Ozan. 2026. "Seküler Cemaatler Bağlamında Yeni Dindarlık Pratiklerinin Sosyolojik Okuması." Sosyoloji Divanı, sayı 27: 205–225.