TR
 
EN
 
Hakkında | Amaç ve Kapsam | Etik İlkeler ve Yayın Politikası | Yazım Kuralları | Değerlendirme Süreci | Editör, Yayın ve Danışma Kurulu | Dizin | İletişim
 
1. SAYI
2. SAYI
3. SAYI
4. SAYI
5. SAYI
6. SAYI
7. SAYI
8. SAYI
9. SAYI
10. SAYI
11. SAYI
12. SAYI
13. SAYI
14. SAYI
15. SAYI
16. SAYI
 
 
6. SAYI // Göç

DİVAN KALEMİ

Göç insan yazgısı. İnsan göç etmekte, yer değiştirmekte, mekan değiştirmekte ve sürekli bir hareketlilik içinde yol almaktadır. Bir yol alış biçimi göç, bir yer değiştirme bçimi. Kimi zaman gönüllü bir hareket, kimi zaman zorunlu, zorlu ve meşakkatli. Kimi yerde bir hayrın ve bereketin doğmasına neden olan güçlü bir hareket göç; kimi zaman büyük acıların, kederlerin, yoklukların, yitirmelerin yaşanmasının ana etkeni. Ama aynı zamanda göç dinamik bir alan olarak yenileşmenin, yeni karşılaşmaların, yeni ufukların potansiyeli. Büyük bir toplumsal ve insani gerçek; büyük toplumsal hadiselerden biri. Hayatın, siyasetin, kültürün, yaşam biçimlerinin her daim odağında. İnsan hayatını cepheden gösteren temel olgulardan biri.
 
Sosyoloji Divanı, yeni sayısında işte bu büyük toplumsal hadiseyi enine boyuna işliyor. Göçün insani, toplumsal, siyasal, iktisadi, kültürel boyutlarına ilişkin kimi tahlillere varmak istiyor. Bunun için göçün değişik yönlerini ele alan, analiz eden ve bir bakış ortaya koyan pek çok makaleye yer veriyor. Dosya nitelikli yazılarla meseleyi derinlikli bir şekilde işliyor. Ali Zafer Sağıroğlu, Türkiye'nin değişen göç karakterini; Bahattin Cizreli, Batı'nın göç haritasını; Yasemin Çakırer Özservet, göçmenlerin mekan ve şehir algılarını; Hasan Alpagu, göç ekonomisini; Tuba Duman, göç ve kadın ilişkisini; İsmail Güllü, yeni çocuk sosyolojisi bağlamında Almanya'daki göçmen Türk çocuklarının dini toplumsallaşmasını; Mustafa Aydın, gerek İslam tarihinde gerekse dünya tarihinde ayrıcalıklı bir anlamı içeren hicret olgusunu; Faruk Karaarslan, göç, öykü ve hafıza ilişkisini; Müşerref Yardım, mülteci fobyasını; Ayhan Kaya, İslamofobizm algısını; Y. Yeşim Özer, göçmenlere yönelik yabancı düşmanlığını; Savaş Çağlayan, Suriyeli göçmenleri; Orhan Deniz, göç güzergahında Türkiye'nin konumunu; Süreyya Sönmez Efe, göçmen işçilerin haklarını ele almaktadır.
 
Bu sayının sohbeti ülkemizin önde gelen sosyologlarından Prof. Dr. Ali Yaşar Sarıbay ile gerçekleştirilmektedir. Sarıbay, Türkiye'de sosyolojik algıları, sosyolojik yönelimleri, metodolojik yaklaşımları, sosyolojik bakışın nüanslarını etkileyici bir şekilde dile getirmektedir.
 
Kenar Kayıt, Necmettin Doğan'ın roman sosyolojisi ile ilgili önemli makalesini, Zehni Özmen'in Lacancı bir okuma örneğini gösteren yazısını ve Mehmet Aysoy'un İbn Haldun'da gelenek meselesini ele alan bir makalesini içermektedir. 
 
Hayat Sahnesi, ağırlıklı bir şekilde göç konusuna odaklanan çözümlemeleri ihtiva etmektedir. Öykücü Hüseyin Su, tahta bavul etrafında göç, göçmenlik, gurbet meselesini etkileyici bir dille anlatmaktadır. Mahmut H. Akın, göç ve hicret aktörlerinden önemli bir figürü, muhaciri ele almaktadır. Köksal Alver, turna kuşunu sosyolojik bağlamda irdelemektedir; Seyfettin Kurt, Konya eski garajı analiz etmekte; Hüseyin Özil, kentleşme bakımından öne çıkan bir taşıt olan dolmuş üzerine eğilmekte; Muammer Mete Taşlıova ise babası Aşık Şeref Taşlıova'yı tanıtan bir yazı ile dosyaya katkı sağlamaktadır.
 
Kitaplık, okumayı, okunanlar üzerine yazmayı, kitaplar üzerinden farklı tartışmalar açmayı cesaretlendiren kitap analizlerine yer vermektedir. 
 
Selam ile...
 
 
 
 

İÇİNDEKİLER

 5 DİVAN KALEMİ | Editör
 
 DOSYA: GÖÇ

9 Ali Zafer Sağıroğlu | Türkiye'nin Değişen Göç Karakteri
31 Bahattin Cizreli | Dünya Sistemleri Kuramı Bağlamında Batının Göç Haritası
41 Yasemin Çakırer Özservet | Modern Göçebeler Olarak Göçmenler, Mekan ve Şehre Uyum
55 Hasan Alpagu | Göç Ekonomisi
67 Tuba Duman | Göç ve Kadın: Göç Çalışmalarında Toplumsal Cinsiyetin Önemi
83 İsmail Güllü | Yeni Çocuk Sosyolojisi Bağlamında Göçmen Türk Çocukları
103 Mustafa Aydın | Özel Bir Göç Biçimi Olarak Hicret
115 Faruk Karaarslan | Göç, Öykü ve Hafıza
129 Müşerref Yardım | Göçmen Algısından Mülteci Fobyasına: Avrupa Tecrübesi
149 Ayhan Kaya | Refah Devletinden Neoliberal Devlete Geçiş ve İslamofobizm
177 Y. Yeşim Özer | Göçmenlere Yönelik Yabancı Düşmanlığı Türkiye İçin Tehlike Olabilir mi?
193 Savaş Çağlayan | Suriye Savaşı ve Suriyeli Göçmenler
209 Orhan Deniz | Ortadoğu ve Asya Kökenli Göçmenlerin Göç Güzergahında Türkiye
233 Süreyya Sönmez Efe | Göçmen İşçilerin  Hakları ve Devlet Sorumluluğu
 
SOHBET
245 Prof. Dr. Ali Yaşar Sarıbay ile Sosyoloji Sohbeti
 
KENAR KAYIT
257 Necmettin Doğan | Türkiye'de Bireyin İnşasında Edebi Bir Tür Olarak Romanın Rolü
277 Zehni Özmen | Sistemin Sistemliliği ve Anlam Zinciri: Lacancı Bir Okuma
297 Mehmet Aysoy | İbn Haldun'da Gelenek Kavramı
 
HAYAT SAHNESİ
313 Hüseyin Su | Tahta Bavul
319 Mahmut H. Akın | Muhacir
325 Köksal Alver | Turna
329 Seyfettin Kurt | Otogar
337Hüseyin Özil | Dolmuş
343 Muammer Mete Taşlıova | Âşık Şeref Taşlıova
 
KİTAPLIK
349 M. Ali Aydemir | Arafta Kalan Bir Hikâyenin Sosyolojisi
355 Ejder Ulutaş | Göç-Modernizm
361 Feyzeddin Aytepe | Gündelik Yaşamda Avrupa'da Müslümanlar
365 Emrah Başaran | Türkiye'de Kırsal Yapıların Dönüşümü
369 Bedir Sala | Sosyolojik Araştırma Pratiği
373 Necla Dağ | Türk Romanında Bilgi İktidar İdeoloji
 
379 ÖZETLER
 
397 YAZARLAR
  
 
DOSYA

Türkiye'nin Değişen Göç Karakteri

Ali Zafer SAĞIROĞLU

Anadolu topraklarının uzun yıllar öncesine kadar uzanan uzun bir göç deneyimi vardır. Bu deneyim boyunca kimi zaman bir “geçiş ülkesi”, kimi zaman bir “kaynak ülke” olarak değerlendirilen Türkiye, son birkaç yıldan beri “hedef ülke” konumuna yerleşmiş görünmektedir. Düzenli ve düzensiz göç hareketlerine ve uluslararası koruma alanına dair veriler Türkiye’nin göç karakterinde bir takım değişimler yaşandığına işaret etmektedir. Bu çalışmanın amacı, göç istatistiklerine dayalı olarak göç konusunda Türkiye’nin geçirdiği değişime dair genel bir çerçeve çizmektir. 

Dünya Sistemleri Kuramı Bağlamında Batının Göç Haritası

Bahattin CİZRELİ

Sosyal, politik, iktisadi ve coğrafi etmenleri ile göç olgusunun interdisipliner çalışmalar ve karma kuramsal yaklaşımlarla anlaşılabilmesi daha mümkündür. Her kuramsal yaklaşım gerçekliği bir yönüyle kavramaktadır. Bu çalışmanın amacı Immanuel Wallerstein’ın dünya sistemleri kuramı çerçevesinde uluslararası göçü ve hedef ülke olarak Batıya yönelik insan hareketlerini anlaşılabilir kılmaktır. Marksizm-Leninizm ve bağımlılık okulu etkisiyle 1974’te kaleme aldığı Modern Dünya Sistemi ile Immanuel Wallerstein, akademide ve uluslararası politikada yankı uyandırmıştır. Diğer sosyal tarihçilerden farklı olarak takipçi çevresi oluşmuştur. 

Modern Göçebeler Olarak Göçmenler, Mekan ve Şehre Uyum

Yasemin ÇAKIRER ÖZSERVET

Şehir her zaman yabancıyla karşılaşılan bir yer, belki bu nedenle de göçe en çok maruz kalan yerdir. Yabancı yani dışarıdan gelen göçmenle her an karşılaşmanın mümkünlüğüyle, o göçmenle uyum içinde yaşama arasında ise hiç de doğrusal bir ilişki yoktur. Bugün şehir mekânı göçmeni imkânlarıyla kendine hem çağıran, hem de ona kucak açmayıp sırtını dönen bir yapıdadır, ikiyüzlülüğün temsili gibidir. Şehrin ruhunu, kimliğini, iklimini yok eden, katleden, kemiren unsurlardan biri olarak da görülen göçün, bugünün şehrinin asli kurucu unsuru olduğu ise kuşku götürmezdir. 

Göç Ekonomisi

Hasan ALPAGU

Bireylerin ve toplumların her davranışı bir sonuç ve her sonucunda bir maliyeti söz konusudur. Konu göç ve mülteci akımları ile ilişkilendirildiğinde bu göç hareketlerinin ekonomik, siyasi ve sosyokültürel sonuçları ortaya çıkardığı görülmektedir. Günümüzde göç ve mülteci sorunları kendisine has uluslararası bir ekonomik ve idari sistem geliştirmiştir. Bugün sayıları neredeyse yüz milyona ulaşan mültecilerin içinde bulunduğu zor şartlarda kurtulmak ve günlük ihtiyaçlarını karşılamak için önemli oranda ekonomik kaynak sisteme dâhil edilmektedir. Umut tacirleri, yardım kuruluşları ve sınır güvenlik birimleri bu süreçte yer alan aktörlerden sadece birkaçını oluşturmaktadır. 

Göç ve Kadın: Göç Çalışmalarında Toplumsal Cinsiyetin Önemini ve Kadını Anlamak

Tuba DUMAN

Makalenin amacı kadın göçünün cinsiyet ve göç çalışmaları içinde nasıl çalışıldığı üzerinde bir analiz yapmaktır. Bunun için öncelikle göç çalışmalarında toplumsal cinsiyet odaklı bakış açısının yerine ve bu düşüncenin göç çalışmaları içindeki tarihçesine değinilecektir. Bunun yanında kadın çalışmalarının göç çalışmalarının içinde nasıl ve hangi süreçlerle yer aldığı üzerinde durulacaktır. Göçün kadın üzerindeki sonuçları ve etkileri de ayrıca tartışılacaktır

Yeni Çocuk Sosyolojisi Bağlamında Almanya'daki Türk Göçmen Türk Çocuklarının Dini Toplumsallaşması

İsmail GÜLLÜ

Makalede yeni çocuk sosyolojisi yaklaşımı bağlamında Almanya’da yaşayan Türk göçmen çocuklarının dini toplumsallaşma süreçleri sosyolojik bir yaklaşımla ele alınmaktadır. Almanya’daki Türk çocuklarının toplumsallaşma süreçleri, farklı din, dil ve kültürlerin bir arada yaşadığı, tarihsel olarak çoğunluğun Hıristiyan olduğu Almanya’da, iki farklı kültür dünyasının etki ettiği bir süreçte gerçekleşmektedir. Göçmen Türk çocuklarının dini toplumsallaşmaları, söz konusu farklı iki kültür dünyasına ilave olarak ulus üstü dinamiklerin de etki ettiği çok kültürlü ve çok parçalı esnek bir özelliğe sahip görünmektedir. 

Özel Bir Göç Biçimi Olarak Hicret

Mustafa AYDIN

Ekolojiden sosyolojiye uzanan aralıkta birçok disiplinin ilgi alanına giren göç kavramı dini terminoloji açısından farklı ve özel bir anlam dünyasına tekabül eder. “Bir yerden başka bir yere hareket etmek” anlamına gelen göç, dini anlam dünyası içerisinde “Allah için” gerçekleştirildiğinde hicret ismini alır. İslam dünyası açısından ise hicret kavramının çok daha özel bir yeri vardır. Dini saikler ile yapılan özel bir göç biçimi olarak hicret kavramı bu makalenin temel eksenini oluşturmaktadır

Göç, Öykü ve Hafıza

Faruk KARAARSLAN

Göç sadece insanların bir coğrafyadan başka bir coğrafyaya fiziksel hareketini ifade etmez. Göçün asli aktörü insandır. Dolayısıyla insanı merkeze alarak tanımlanmalıdır. Bu da göç edenin öyküsüne ve hafızasına odaklanmakla mümkündür. Aksi taktirde insan sadece inceleme nesnesine dönüşmektedir. Bu makalenin temel amacı, göç olgusuna göç eden merkezinde yaklaşmanın gerekliliğini vurgulamaktır. Bu yaklaşım göç edenin öyküsüne ve hafızasına kulak vermekle mümkündür. Bu bağlamda göç olgusuna öykü ve hafıza kavramları üzerinden yaklaşmanın teorik girişi yapılmaya çalışılacaktır.

Göçmen Algısından Mülteci Fobyasına: Avrupa Tecrübesi

Müşerref YARDIM

Akdeniz’de meydana gelen ölümlere karşı duyarsız kalmayı tercih eden Avrupa Birliği ülkelerinin uygulamakta olduğu mülteci politikalarının sorgulanmaya başlandığı görülmektedir. Birlik ülkelerinin mültecilere karşı tutumları her şeyden önce altına imza attıkları uluslararası sözleşmelere ters düşmekle birlikte İnsan Hakları ihlaline sebebiyet vermektedir. Siyasi ve ekonomik nedenlere dayandırılarak Avrupa topraklarına geçişlerine izin verilmeyen mültecilere göçmen gözüyle bakılmaktadır. 

Refah Devletinden Neoliberal Devlete Geçiş ve İslamofobizm

Ayhan KAYA

11 Eylül saldırılarının ardından Batılı ülkelerde giderek yükselen İslam korkusunun toplumsal, ekonomik, siyasal ve kültürel arka planını anlamaya çalışan bu makale, İslamofobi’nin aslında korku tacirleri ve muhafazakârpopülist siyasal anlatılar tarafından üretilen bir ideoloji olduğunu göstermeye çalışmaktadır. Ancak 2011 yılında Norveç’te yaşanan Breivik katliamı, 2014 yılında Almanya’da yükselen aşırı sağcı ve İslam karşıtı PEGIDA eylemleri karşısında Almanya devletinin takındığı tutum ve daha sonra 7 Ocak 2015 tarihinde yaşanan Charlie Hebdo Katliamından sonra Fransız devletinin sergilediği yaklaşımla birlikte düşünüldüğünde, Islamofobizm olarak ifade ettiğim bu ideolojinin pek sürdürülemez oduğu görülmektedir. 

Göçmenlere Yönelik Yabancı Düşmanlığı Türkiye İçin Tehlike Olabilir mi? Suriyeli Göçmenler Üzerinden Bir Değerlendirme

Y. Yeşim ÖZER

Göçmenlere yönelik yabancı düşmanlığı özellikle 11 Eylül 2001 tarihinde Amerika Birleşik Devletleri’nde İkiz Kulelere yapılan saldırı sonrasında görünür hale gelmiştir. Avrupa ülkelerinde ve Amerika’da başta olmak üzere, tüm dünyada, yerli toplumun göçmen topluma karşı ayrımcı ve düşmanca tutum ve davranışları artmıştır. Makalede, göçmenlere yönelik yabancı düşmanlığının Türkiye toplumu açısından değerlendirilmesi, ülkemizdeki Suriyeli göçmenler üzerinden yapılacaktır. 

Suriye Savaşı ve Suriyeli Göçmenler :Teorik ve Kavramsal Anlama Çabası

Savaş ÇAĞLAYAN

Bu makalede Suriye’den Türkiye’ye doğru ve Türkiye’den de Avrupa Birliği Ülkelerine doğru akmakta olan göç olgusu çeşitli sosyolojik teorik yaklaşımlar çerçevesinde analize tabi tutulmuştur. İlk olarak, yaşanan olgunun ne olduğunun anlaşılması için göçü yaratan yapısal süreçler ve ilişkiler ortaya konmaya çalışılmıştır. Bu durum tespiti ve yapısal analizin temel amacı, göçün aktörü olan göçmenin, göçmenlik durumunu anlayıp bunu bir veri olarak kullanmaktır.

Orta Doğu ve Asya Kökenli göçmenlerin Göç Güzergahında Türkiye Opsiyonu

Orhan DENİZ

Türkiye, konumu gereği çevresindeki ülkelerde meydana gelen siyasal gelişmelerden fazlasıyla etkilenen bir ülkedir. Bu etkilenme biçimlerinden birisi de Ortadoğu ve Güney Asya ülkelerinden gelip, Avrupa'ya geçmeye çalışan transit göçmenler dolayısıyla yaşanmaktadır. Türkiye, her yıl sayıları değişmekle birlikte, yakın veya uzak coğrafyalardan gelip Avrupa'ya gitmeye çalışan on binlerce göçmenin yasadışı geçişine sahne olmaktadır. 1995 yılında Türkiye'den Avrupa ülkelerine gitmeye çalışırken yakalanan yasadışı göçmen sayısı 11.362 iken, 2000 yılında bu rakam 94.514'e kadar yükselmiştir. Sonraki yıllarda yakalanan göçmen sayısı önemli ölçüde azalmış olsa da, hala sayı 40 binin altına pek indirilememiştir.

Göçmen İşçilerin Hakları ve Devlet Sorumluluğu: Türk Emek Piyasasındaki İstemsiz Göçmen İşçiler Olarak Suriyeli Göçmenler

Süreyya Sönmez EFE

Gelişmekte olan ve gelişmiş ülkelere olan emek göçüne sebep olan faktörler hem ekonomik hem de politik olabilir. Ev sahibi ülkelere yerleşerek göçmenler bir yaşam tercihi yaparlar ve bu onlar için ekonomik olarak makul ve sosyal olarak da kabul edilebilir bir seçenektir. Gönüllü göçmen işçiler bu yaşam tercihini isteyerek yaparlar ve bunlar genellikle kalifiye göçmenlerdir ve de hedef ülkeler tarafından arzulanan kişilerdir; bundan dolayı bu göçmenler daha kolay mobilize olurlar ve ev sahibi ülkelerde istemsiz göçmen işçilerden daha fazla haklara sahiptirler.
SOHBET

Prof. Dr. Ali Yaşar Sarıbay ile Sosyoloji Sohbeti

“Sosyoloji” dendiğinde, meramı tam ifade etmeyen bir şekilde “toplumun bilimi” akla geliyor hemen ve bu yaygın yanlış doğrultusunda da birçok üniversitemizde Sosyoloji disiplini “Toplumbilim” adı altında öğretiliyor. Sosyoloji, ne kadar “toplumun bilimi” ise İktisatı da o kadar toplumun bilimi addetmekte bir sakınca yoktur. Hatta Beşeri İlimlerin diğer disiplinleri için bile aynı şey söylenebilir. Bu husus, tabiatıyla, sosyal bilimlerde uzmanlaşma meselesini ilgilendirdiği kadar; uzmanlaşmayla beraber ortaya çıkan her disiplinin, doğa bilimleri kompleksiyle malûl şekilde genel bir teori oluşturma hevesiyle de bağlantılıdır. Sosyoloji için bu, karmaşık, hatta paradoksal olarak akıl karıştırıcı bir hâl bile almıştır. Şöyle ki: Sosyoloji’ye bir yandan toplumun bilimi olma görevini yükleyerek Toplumbilim diyip, toplumsal gerçekliği bir bütün olarak kabul ediyoruz; öte yandan, aynı gerçekliği bölüp-parçalayıp “Aile Toplumbilimi”, “Din Toplumbilimi”, “İktisat Toplumbilimi” “Eğitim Toplumbilimi”, “Siyaset Toplumbilimi”, vs. “alt-disiplinler” türetiyoruz.. 
KENAR KAYIT

Türkiye'de Bireyin İnşasında Edebi Bir Tür Olarak Romanın Rolü

Necmettin DOĞAN

Bazı sosyal psikologlar modern Türkiye’de bireyleşme olgusunun modernleşme ile birlikte yaygınlaştığını belirtmektedirler. Türkiye’de bireyin varlığı, oluşumu ve yaygınlığı başlı başına önemli tartışma alanlarıdır. Bununla birlikte modern bireye atfedilen bazı davranışların Osmanlı-Türk insanına çeşitli araçlarla, Tanzimat’tan itibaren artan bir biçimde benimsetilmeye çalışıldığına dair birçok kanıt vardır. Bu araçlardan bir tanesi de roman olmuştur. Bir çok romancı, devleti ve toplumu kurtarmak için, eserlerinde öne çıkardıkları tipler ile Osmanlı insanını değiştirmeye ve yeniden inşa etmeye çalışmıştır. Makalede bu çaba, Osmanlı-Türk modernleşme sürecinin bir parçası ve disipliner bir pratik olarak ele alınmaktadır.

Sistemin Sistemliliği ve Anlam Zinciri: Lacancı Bir Okuma

Zehni ÖZMEN

Bruce Fink, Ernesto Laclau, ve Slavoj Žižek gibi birçok düşünürün çeşitli fırsatlarda belirttiği gibi Jacques Lacan’ın Hepsi olamamak (Pas tout/tümü değil) kavramı, ne kadar gelişkin ya da ileri olursa olsun, içinde bir imkansızlık noktası bulunmayan hiçbir sistemin olmadığı düşüncesiyle ilişkilidir. Anlamlandırma zinciri bünyevi olarak tutarsız bir zincirdir yani Hepsi değil'dir ve bir delik etrafında yapılanmıştır. Bu simgeselleştirilemeyen çekirdek, Simgesel ile Gerçek arasındaki mesafeyi koruyarak Simgesel'in Gerçek'e düşmesini önlemektedir. Sistem bu boşluğun etrafında yapılandırıldığı için Gerçek'in kendisine doğrudan ulaşılamaz. Ayna evresiyle dikilmeye başlanılan o yırtık ya da boşluk anlamlandırma zincirinin kırıldığı ve koptuğu yerdir. 

İbn Haldun'da Gelenek Kavramı

Mehmet AYSOY

Bu çalışma İbn Haldun düşüncesinde gelenek kavramının analizini içerir. İbn Haldun üzerine yapılan çalışma ve yorumlarda Mukaddime’deki kavram örgüsünün Eşari kelam metafiziği ve meşşai felsefe geleneğine dayandığı belirtilir. İbn Haldun İslam düşüncesinde ikinci klasik olarak ifade edilen Fahrettin Er-Razi geleneği içinde yer almaktadır, dolayısıyla hem usul hem de kavramsal örgü açısından bu bağlam geçerlidir. Ancak bu yaklaşımlarda belirgin olan sorun felsefi yön öne çıkartılırken tasavvufi yönün yok sayılmasıdır. Bu durumun gerekçesi İbn Haldun’un tasavvuf hakkındaki düşüncelerine dayansa da İbn Haldun’un temel kavramları bu yaklaşımdan uzak değildir. 
HAYAT SAHNESİ

Tahta Bavul

Hüseyin SU

Hayatımız boyunca kullandığımız eşyalarımızın da hayatlarımızla iç içe geçmiş ve kaçınılmaz bir kaderleri vardır. Eşyalarımızın kaderleri de bizim kaderimize dahildir. Bu nedenle her eşya, önem vermesek bile hayatımızın ve kaderimizin ayrılmaz bir parçasıdır; yokluklarında boşluklarını, eksikliklerini mutlaka hissederiz. Eşyalarımızın hikâyeleriyle hayatımızın hikâyeleri, içiçedir, birbirini içerir ve bu nedenle de çok önemli ve ayrılmaz bir bütünlük oluştururlar. Duygularımızı, düşüncelerimizi, düşlerimizi, umutlarımızı eşyalarımızdan ve eşyalarımızın içimizde, çevremizde oluşturduğu atmosferden ayrı tahayyül edemeyiz. 

Muhacir

Mahmut H. AKIN

Muhacir, bir sosyalliğin içinde yetişen ve başka bir sosyalliğin içinde var olma çabası gösteren bir insan tipine karşılık gelmektedir. Gittiği yeri dönüştürdüğü gibi orada yaşayan diğer insanların sosyal pratiklerini de dönüştürmektedir. İnsanlık tarihi boyunca hicrete ve muhacirliğe din, ekonomi, savaşlar gibi pek çok farklı sebep etki etmiştir. Hicret gibi zorlu bir süreci göze almak, hicrete sebep olan meselelerde daha iyi bir geleceği arzu etmekle mümkün olmaktadır. Bu anlamda hicret ve muhacirlik, tam da insanî haller olarak ortaya çıkmaktadır. Çünkü insan eylemlerini harekete geçiren bir “daha iyi” düşüncesi olmaksızın hicreti anlamak mümkün değildir. 

Turna

Köksal ALVER

İnsan, canlı ve cansız varlıklara kültürel bir öz zerkederek onları kendi dünyasına dahil etmesini bilir. Hayvanlar, bitkiler, nesneler, cansız maddeler insan dünyasında yani kültürde ilginç bir şekilde yer bulur; kültürel bir öz kazanarak hem gerçeklikleriyle hem de sembolik özellikleriyle hayatın akışında önemli eleman haline gelirler. Sözü edilen unsurlar gibi kuşlar da böylesi bir çevrime dahildir. Binlerce türe sahip kuş dünyasında ise bazı kuşlar, kimi özellikleri ile kültür ve medeniyet sahasında öne çıkar. Kartal, bülbül, leylek, martı, güvercin, kanarya, karga, keklik, serçe, şahin ve daha başka kuşlar birer imgeye dönüşme imkânı bulurlar. İşte turna kuşu bunlardan biridir.  

Kentin Yeni Otogarı Varsa Şehrin de Eski Garajı Var

Seyfettin KURT

Modern kentin çocukları, kentin yeni ihtiyaçları için, her büyüyen şehirde olduğu gibi Konyada da, atalarının cesetlerini çiğnemek zorunda kaldılar, maalesef. Eski garajın yeri de, eski mezarlık alanlarından birisidir. Cumhuriyet den önce alan, bir yanında, Fatih Sultan Mehmet Hanın hocası, Molla Gürani Hazretlerinin talebesi olan, 15. Asır büyük din âlimlerinden Sarı Yakup Efendinin mezarı, az ötesinde Pisili Cami diye de bilinen Pir Esat camii ve türbesi, diğer yanında da Fakı Dede türbesi bulunan büyük bir mezarlıktır. Cumhuriyetin ilk yıllarında mezarlık yıkılarak alan, önce saman pazarı ve hayvan pazarı olarak kullanılmış, daha sonraları ise “Konya Belediyesi Garaj”ı olarak faaliyete geçmiştir. 

Dolmuş

Hüseyin ÖZİL

Şehir içi ulaşım amacı ile insanların en çok tercih ettikleri araçlar olan dolmuş içerisinde kalıplaşmış hareketleri gözlemek mümkündür. Bu çerçevede dolmuşa binildiğinde ilk yapılan, ücreti verme konusudur. Dolmuş içerisinde ücret verme konusunda öncelikle çeşitli ön kabulleri bilmek gerekmektedir. İlk olarak dolmuşta bütün para vermek genelde hoş karşılanmaz. Özellikle sabah saatlerinde bütün para vermek küfürle eş değerdir. Her şeyi göze alıp bütün para veren kişi, karşılık olarak küfür ya da verilen paranın iadesi ile bedava yolculuk yapmaya kadar geniş bir skaladan nasibine düşeni alır ve yolculuk devam eder. Tabi dolmuşta ücreti verirken eğer oturma imkânı varsa çeşitli durumlar gözlenmektedir. 

Âşık Şeref Taşlıova

Muammer Mete TAŞLIOVA

Anadolu âşıklığını Dede Korkut’tan Âşık Şenlik’e uzanan çizgide birleştiren ve kendi üslubu ile aktaran Âşık Şeref Taşlıova, 2014 yılında aramızdan ayrıldı. Mezarı Ankara Bağlum’dadır. “Çıldır Âşık Mektebi”nin ikinci kuşağına mensup Taşlıova, geleneği dünyanın kırka yakın ülkesine taşımayı başardı. Kars’ın Çıldır ilçesinin Gülyüzü (Pekreşen) köyünde 10 Nisan 1938 tarihinde dünyaya geldi. Gülyüzü Köyü, 1992 yılında Ardahan’ın il olması ve Çıldır’ın bu ile bağlanmasından sonra, 17 kilometre daha yakınında olan Kars’ın Arpaçay ilçesine dahil edilmiştir. 
KİTAPLIK

Arafta Kalan Bir Hikâyenin Sosyolojisi

M. Ali AYDEMİR

Göç, insanlığın kadim eylemlerinden biri olarak hakkında belki binlerce yıldır kulaktan kulağa anlatılan yahut –tarihi- metinlere kaydedilen trajedileriyle sosyolojiden, edebiyata pek çok şekilde incelenmiş/işlenmiştir. Her çalışma bu tecrübenin bir parçasını işlerken, bitimsiz bir konu gibi kendini güncelleyen biralan olarak göç, bugün de farklı coğrafyalarda benzer ya da farklı hikâyelerle var olmaya devam ediyor. Sosyal bilimler alanında göç çalışmaları olarak temayüz eden ve daha çok sosyoloji ve siyaset ekseninde yürütülen araştırmalarla genişleyen bu evrenin içinde elbette psikoloji, ekonomi, hukuk, uluslararası ilişkiler hatta iletişim bilimleri gibi alanları saymak mümkün. 

Göç-Modernizm

Ejder ULUTAŞ

Göç, bir yer değiştirme hali olmanın ötesinde, uzun soluklu olduğunda aynı zamanda habitat değişimini imler. Mukim olunan bir yaşam alanından bir başka yaşam alanı ya da alanlarına geçiş şeklinde gerçekleşen bu yer değiştirme olayı sadece fiziksel değil, üretilen ve içerisinde var olunan habitusun da beraberinde taşınmasını kapsamaktadır. Böylelikle gidilen yerlere kültür ve kimliğin tüm bileşenleri de eşlik etmektedir. Bu bileşenler, göçülen yerdeki hayata uyum sağlama ya da sağlayamamada önemli roller oynamaktadır. “…leşememek” gibi ekler kişiye gitti yerde bir damga unsuru olarak yapışıp kalabilmektedir. Kentleşememek… Modernleşememek… 

Gündelik Yaşamda Avrupa'da Müslümanlar

Feyzeddin AYTEPE

Toplumlar ve toplumsal pratikler bir süreklilik içerisinde değişime gebedir. Öznesi insan olan her durum değişimden/dönüşümden kaçamamaktadır. Bu bağlamda toplumlar var olduğundan bugüne, gerek iç dinamikler gerek dış dinamikler ve toplumsal aktörler tarafından bir başkalaşıma itilmiştir. Bu başkalaşım olgusal olarak olumlu olabileceği gibi olumsuz bir durum da arz edebilmektedir. Göç olgusu da bu bağlamda sosyolojik ve ekonomik nedenlerden kaynaklı gerçekleşen bir olgu olarak karşımıza çıkmaktadır. Göç olgusu değinildiği üzere farklı dinamikler yoluyla gerçekleşen toplumsal bir değişim ve terk ediş olarak karşımıza çıkmaktadır.  

Türkiye'de Kırsal Yapıların Dönüşümü

Emrah BAŞARAN

Sosyolojinin Türkiye’deki gelişim serüveni incelendiğinde kır/köy sosyolojisi alanındaki çalışmaların 1950’li döneme kadar daha yoğun yapıldığı ancak bu dönemden sonra sanayileşme ve kentleşmeyle birlikte bu alanın unutulduğu ve çalışmaların daha çok kent sosyolojisi bağlamında şekillendiği görülmektedir. Ancak özellikle son döneme bakıldığında ise (2000 sonrası) kıra yönelik ilginin gerek politikalar gerekse bilimsel çalışmalar bağlamında arttığı kuşkusuz takip edilebilmektedir. Böyle bir ilginin ve hassasiyetin neticesinde ortaya çıkmış olan bu eser, Türkiye’nin toplumsal gerçekliğinin tam olarak anlaşılabilmesi için kırsal yapıların önemli bir yer teşkil ettiği düşüncesinden yola çıkarak sosyolojik bir perspektifle kırsal yapıları ele almakta ve değerlendirmektedir.

Sosyolojik Araştırma Pratiği

Bedir SALA

Genel olarak sosyal bilimlerde özel olarak sosyolojide kullanılan araştırma yöntemleri teknik bir konu olmanın ötesinde toplumsalın doğasına ilişkin ortaya atılan farklı teorilerin birer uzantısıdır. Bu teoriler sosyolojik bilginin nesnesi olan toplumsalın mahiyetini sorunsallaştırarak “sahih” bir sosyolojik bilgiye ulaşmanın yöntem ve tekniklerini belirlemeye çalışır. Dolayısıyla sosyoloji araştırmalarında kullanılan yöntemler aynı zamanda belli bir sosyolojik teorinin savunulması ve devam ettirilmesi anlamına gelmektedir. Zaman zaman bazı sosyolojik araştırmalarda kullanılan yöntemin hangi teorinin uzantısı olduğu üzerinde çok fazla durulmamaktadır. Bu yöntemin arka planındaki teorik tartışmalar ve dayatmalar üzerinde çok fazla durulmadan araştırmacı yöntemini seçer ve bu yöntem doğrultusunda araştırmasını sonuçlandırır.

Türk Romanında Bilgi İktidar İdeoloji

Necla DAĞ

Türk romanı üzerinde çeşitli incelemeler yapılmasına rağmen ideolojik söylemin hegemonyaya nasıl dönüştüğü üzerinde yeterince durulmamıştır. İktidar ve ideolojinin ortaya çıkardığı bilgi ve bu bilginin iktidarı sürekli hale getirme ilişkisi metnin zamanla bir araca dönüşmesine ve dönemin ideolojik zihniyetine hizmet etmesine neden olmuştur. İdeolojik söylemi ortaya çıkaran ve bunun esere yansımasını sağlayan iktidar-bilgi ilişkisini öznenin penceresinden okumanın en kestirme yolu eser üzerindeki etkiyi çözümlemektir. “Romanda Bilgi İktidar İdeoloji: Türk Romanı Üzerine Bir Söylem Çözümlenmesi” isimli eser, daha önceki çalışmalarda pek de irdelenmemiş olan bilgi, iktidar ve ideoloji ilişkisinin romana yansımalarını incelemektedir.  
 
Tüm Sayılar
Sosyoloji Divanı Kitaplığı
Basında Biz
Duyurular
Formlar
Satış Noktaları