TR
 
EN
 
Hakkında | Amaç ve Kapsam | Etik İlkeler ve Yayın Politikası | Yazım Kuralları | Değerlendirme Süreci | Editör, Yayın ve Danışma Kurulu | Dizin | İletişim
 
1. SAYI
2. SAYI
3. SAYI
4. SAYI
5. SAYI
6. SAYI
7. SAYI
8. SAYI
9. SAYI
10. SAYI
11. SAYI
12. SAYI
13. SAYI
14. SAYI
15. SAYI
16. SAYI
 
 
7. SAYI // Mimarlığın İzinde

DİVAN KALEMİ

Mimari, insan yaşamının temel odaklarından biri olan yapıyı ve binayı  kurma, inşa etme, tasarlama, ölçülerini belirleme ve güzelleştirme sanatıdır. Bir yapı ve bina yaparken, belli bir estetik, kültür, inanç, gelenek bakışıyla hareket etme tarzıdır. İnşayı ‘öylesine’ bir şekilde değil, bilerek, tasarlayarak, aklederek, ince ince düşünerek kurma işidir. İnsanın zorunlu ve fonksiyonel bir şekilde çine girmek zorunda kaldığı yapının biçimsel, işlevsel, estetik, içeriksel yönlerini belli kaidelere, anlayışlara, uygulamalara ve geleneğe bağlı kalarak gerçekleştirme sanatı ve bilimi olan mimari/mimarlık, toplumun ve insanın yönelimlerini, davranma biçimlerini, algılarını, yaşama tarzlarını hem belirleyen hem de yansıtan bir özellik sunar. Bu yönüyle mimarlık mesleği ve sanatı, teknik özelliklerinin yanı sıra derin toplumsal, kültürel, siyasal, tarihsel ve psikolojik yönleriyle belirginleşir.

Sosyoloji Divanı, yeni sayısında sosyoloji ile mimarlığı bir kavşakta buluşturmayı deniyor. ‘Mimarlığın İzinde’ adını verdiği dosyada, insani ve toplumsal olanı mimarlığın tecrübe alanında görmeyi deniyor. Mimarinin mutlak anlamda çok yönlü bir sanat olduğunu, toplumsal süreçlerle yoğun bir şekilde iç içe yer aldığını, toplumsal okuma alanı olduğunu dikkatlere sunuyor. Yapının ve binanın sadece inşaat işi olmadığını, yapının toplumsalı anlama ve tanıma, ona yön verme ve ufuk açma gibi çok mühim işlevler sunduğunu hatırlatmak istiyor.

Kentlerin, kasabaların, yapıların, binaların fütursuz bir şekilde dönüştürüldüğü, yıkıldığı, garip heyulalarla yeni biçimlere ulaştırıldığı günümüzde, mimarinin sesine kulak vermenin bütün kent aktörlerinin boynunun borcu olduğunu dile getirmek istiyor. Kentin, kasabanın ve köyün sadece inşaat konusu olmadığını, en temel duygu, fikir, inanç ve kültür olduğunu hatırlatmak istiyor.    

Mimarlık ve sosyoloji buluşmasında, mimarinin toplumsal yönlerine ışık tutan makalelerden oluşan dosya, Sıtkı Karadeniz’in mimarlık üzerinden gündeme getirdiği ‘usül’ tartışmasıyla başlıyor. Ömer Faruk Günenç, Mardinevleri üzerinden mahremiyet okuması gerçekleştiriyor. Erhan Berat Fındıklı, barınma kültürü tarihi içinde kübik apartman imgesini ve apartman içindeki dünyayı inceliyor. Emin Selçuk Taşar, son dönemlerde cami mimarisinde tartışmalara dahil olan Çamlıca Camii’ni ihtiyaç kavramı etrafında irdeliyor. Melek Kutlu ve Halil İbrahim Düzenli, ortak makalelerinde Cumhuriyet Dönemi İstanbul'unda camii mimarisinin farklı boyutlarını tartışıyor. Murat Şentürk, mimarlığın ve sosyolojinin karşılaşma alanı olarak kamusal mekânı yazıyor. Dosya ayrıca; Vedia Derda Taşar’ın ‘Fiziksel İnşadan Enformasyonel İnşaya: Kentsel Mekânın Network Kentinde Dönüşümü’; Ömer Faruk Günenç’in ‘Ankara’nın İnşasında Bir Mimar: Arif Hikmet Koyunoğlu’; Faruk Turğut’un ‘Bir Şehir Düşlemek: Turgut Cansever Mimarlığı Üzerine Bir Çözümleme’; Lerzan Aras’ın ‘Yerin Ruhunun İzleri: Mimarlığın Masumiyet Çağına Dönüşü’; Ahmet Çaycı’nın ‘İslam Mimarisinde Anlam Meselesi’; Abdullah Asım Divleli’nin ‘Arap Milliyetçiliğinden Yerel Kimlik İnşâlarına, İstisnaî Bir Durum: “İçerideki” Filistin Kimliğinin İnşâsı’; Aynur Can’ın ‘Mekân, Kültür ve Politika Bağlamında Denizli Kent Kimliği' yazılarını ihtiva ediyor.              
 
Bu sayının sohbeti, ülkemizin önde gelen mimarlarından ve yazarlarından Prof. Dr. Uğur Tanyeli ile gerçekleştirilmektedir. Mimarlık ve sosyoloji çalışmalarına hakim bir hoca olan Tanyeli, mimarlık, felsefe ve sosyoloji ilişkilerini merkeze alan önemli hususlara dikkat çekmektedir.  

Kenar Kayıt, Ahmet Demirhan'ın yaratıcı okumalarından biriyle başlıyor. Ejder Ulutaş, taşra sosyolojisinde dikkat çeken toplumsal tipler yazısıyla; M. Taner Türk ise bir karşılaştırmalı edebiyat çalışmasıyla Kenar Kayıt bölümünde yer almaktadır.          

Hayat Sahnesi, dosya konusu ile ilgili yazılara ve yapı, inşa, mekân okumalarına dahil olmaktadır. Hattat Fatih Özkafa, mimari ile birleşen sanatlara değinmektedir. Mimar Feyza Yarar, dünya yerleşme tarihinin mühim odaklarından biri olan Çatalhöyük’ü değerlendirmektedir. Seyfettin Kurt, Konya’nın özgün çarşılarından biri olan Saray Çarşısı; Köksal Alver, bir cadde örneği olarak Hürriyet Caddesi; Zeki Saka, ahşap ev; Feyzeddin Aytepe ise Kütahya’nın hanlarından biri olan Kabadayı Hanı yazılarıyla mimarlık ve sosyoloji ilişkisini merkeze almaktadır.    
 
Kitaplık bölümü, mimarlık ve kent okumalarını merkeze alarak okumayı, okunanlar üzerine yazmayı, kitaplar üzerinden farklı tartışmalar açmayı cesaretlendiren kitap analizlerine yer vermektedir.    

Selam ile...

İÇİNDEKİLER

5 DİVAN KALEMİ | Editör    
 
DOSYA: MİMARLIĞIN İZİNDE  
 
9 Sıtkı Karadeniz | “Usul”ü Yöntemin Öznesi Kılmak: Bir Kavramsal İz Sürme Denemesi    
23 Ömer Faruk Günenç | Bir Mitolojik "Yapı": "Mardin Evi"nde Mahremiyet       
37  Erhan Berat Fındıklı | Türk Romanında Barınma Kültürü, Kübik Apartman İmgesi ve Toplumsal Cinsiyet (1930-1945)    
71 Emin Selçuk Taşar | İhtiyaç Kavramının Mekân Politiği: Çamlıca Camii Örneği    
89 Melek Kutlu - Halil İbrahim Düzenli | Cumhuriyet Dönemi İstanbul’unda Cami Mimarisi    
109 Murat Şentürk | Mimarlığın ve Sosyolojinin Karşılaşma Alanı Olarak Kamusal Mekân    
127 Vedia Derda Taşar | Fiziksel İnşadan Enformasyonel İnşaya: Kentsel Mekânın Network Kentinde Dönüşümü        
137 Ömer Faruk Günenç | Ankara’nın İnşasında Bir Mimar: Arif Hikmet Koyunoğlu    
155 Faruk Turğut | Bir Şehir Düşlemek: Turgut Cansever Mimarlığı Üzerine Bir Çözümleme    
171 Lerzan Aras | Yerin Ruhunun İzleri: Mimarlığın Masumiyet Çağına Dönüşü       
189 Ahmet Çaycı | İslam Mimarisinde Anlam Meselesi    
203 Abdullah Asım Divleli | Arap Milliyetçiliğinden Yerel Kimlik İnşâlarına, İstisnaî Bir Durum: “İçerideki” Filistin Kimliğinin İnşâsı  
219 Aynur Can | Mekân, Kültür ve Politika Bağlamında Denizli Kent Kimliği    
 
SOHBET  
233 Uğur Tanyeli ile Söyleşi: Toplumsallık Üretim Biçimi Olarak Mimarlık    
 
KENAR KAYIT    
247 Ahmet Demirhan | Göbeğini Kaşıyan Adamın Psikanalizi I: Türklük ve Melankoli      
279 Ejder Ulutaş | Taşradan İnsan Manzaraları          
311 M. Taner Türk | Patricia Melo’nun “Inferno Rio Cehennemi” ve Aslı Erdoğan’ın “Kırmızı Pelerinli Kent” Adlı Eserlerinde Şehir ve Suç    
   
HAYAT SAHNESİ       
327 Fatih Özkafa | Mimaride Buluşan Sanatlar       
329 M. Feyza Yarar | Çatalhöyük    
337 Seyfettin Kurt | Şehrin Çeyiz Sandığı: Saray Çarşısı        
343 Köksal Alver | Hürriyet Caddesi      
349 Zeki Saka | Ahşap Ev -Yaşanmış Zaman Numunesi IV: Mekân/Ev-          
365 Feyzeddin Aytepe | Kütahya’da Bir Han: Kabadayı Hanı           

KİTAPLIK
371 Hüseyin Özil | Mimarlığı Görebilmek    
375 Salim Danış | Üç Habitus    
379 Tuba Duman | Ömrüm Ankara    
383 İbrahim Nacak | Şehir Hakkı    
391 Bedir Sala | Oyuk Topraklar: İsrail’in İşgal Mimarisi       
   
401 ÖZETLER    
   
416 YAZARLAR

  
DOSYA

“Usul”ü Yöntemin Öznesi Kılmak: Bir Kavramsal İz Sürme Denemesi

Sıtkı KARADENİZ

Bu metin, esasında, “bozma” ve “kurma” pratikleri olarak yüzeye çıkan “tereddüd” ve “tekerrür” yönsemelerini/temayüllerini, “usûl” kavramının kaba bir soy kütüğü ile edimselleştirme çabası olarak konumlanmıştır. Kavramın, “İslamî İlimler” içerisinde doğuş koşullarından, geçirdiği evrelere ve modern zamanlara, özellikle de mimarî alana taşınma biçimlerine odaklanmıştır. Böylece bir epistemenin içerisinde şekillenen ve bu epistemeyi üreten öznelerin, “temel gösteren” olarak Kitab/vahy/asl ile kurdukları metafizik bağın, bir modern pozitif episteme ile karşılaşma sürecinde kopuşuna şahit olunmaktadır. Bugün, kavramla kurulan ilişki biçiminin, onun icadı ve şimdi arasındaki mesafenin henüz sorunsallaştırılamayışının bir tezahürü olduğu ve bunun da, kavramın ilişkilendiği/merkezini oluşturduğu “İslamî İlimler”in kendilerinin de üretilme biçimlerini belirlediği söylenebilir. Anahtar Kelimel

Bir Mitolojik "Yapı": "Mardin Evi"nde Mahremiyet

Ömer Faruk GÖNENÇ

Fiziksel çevrenin ve tarihi belgelerin kusursuz temsil araçları olarak görülmesi, historiyografik olarak problemli bir duruma işaret eder. Konuta, geçmişe, mahremiyete ve medeniyete ilişkin kurgular, temsil ettiğini düşündüğü geçmişi yansıttığına dair inançla var olur. Bu inançla kurulan tarih anlatıları, söz konusu bağlam mahremiyet olunca, gündelik yaşama temas etmeyi denemez. Bu çalışma, 19. yüzyıl Mardin özelinde, Osmanlı dönemi mahkeme kayıtlarını araçsallaştırmayı deniyor. Bu çaba, aynı zamanda metinsellik ve görsellik olarak ele alınan iki farklı mecrayla birlikte düşünerek, “Mardin Evi”ne yüklenen mahremiyet kodlarını sorunsallaştırıyor.

Türk Romanında Barınma Kültürü, Kübik Apartman İmgesi ve Toplumsal Cinsiyet (1930-1945)

Erhan Berat FINDIKLI

Bu makale, Erken Cumhuriyet Dönemi edebiyatının sınırlı bir kesitinde, Yakup Kadri’nin Ankara, Peyami Safa’nın Cumbadan Rumbaya, Halide Edib’in Tatarcık ve Suat Derviş’in Fosforlu Cevriye romanlarında modern/kübik mimarlığın, barınma kültürü ve toplumsal cinsiyet kodlarının nasıl ele alındığı, algılandığı, kurgulandığı ve inşa edildiği sorularına cevap aramakta, asri hayat imgesinin mekân ve gündelik yaşam pratikleri üzerinden oluşum, üretim ve tüketim süreçlerini edebiyat, mimarlık ve kültür sosyolojisi bağlamında açımlamakta ve sorunsallaştırmaktadır. 

İhtiyaç Kavramının Mêkan Politiği: Çamlıca Camii Örneği

Emin Selçuk TAŞAR

Bu çalışma, ihtiyaç kavramı ve mekân politikasının ilişkiselliğinde, Çamlıca Camii hakkında üretilmiş olan söylemleri analize tabi tutmaktadır. Kantitatif, kapatıcı ve homojenize eden bir kavram olarak köşe yazılarında ele alınan ihtiyaç kavramının ilişki ağlarını ortaya koyarak, kavramsal anlam kaymalarını ve sızmalarını açığa çıkarmayı arzulamaktadır. Fiziksel gerçekliğin, günümüz dünyasında, mekân politikası kavramsallaştırması bağlamında evirildiği noktanın düşsel olduğunu vurgulamaktadır. Nesnenin veya mimarlığın pratiklerinin, insana tahakkümde bulunamayacağına dair üretilecek bilgi ancak bir yanılsamadır. 

Cumhuriyet Dönemi İstanbul'unda Cami Mimarisi

Melek KUTLU-Halil İbrahim DÜZENLİ

İstanbul Cumhuriyet öncesi Osmanlı cami stoğunun büyük ve önemli bir kısmına sahip olması bakımından kayda değer bir veri havuzudur. Cumhuriyetle birlikte başkentin değişmiş olması, bu önemini kaybettirmemiş, aksine, ekonomik ve toplumsal çeşitliliği ile devam eden merkeziliği bütün imar süreçlerinde önemli bir mekân olmasını sağladığı gibi, cami mimarisinde de geniş ve çeşitli sayıda örneklere sahip olmasını kolaylaştırmıştır. Nüfusunun niteliksel ve niceliksel değerleri sebebiyle her değişime farklı ve kapsamlı algılarla cevap vermesi, cami mimarîsinin değişimindeki bütün aktörlerin bu coğrafyada nüfuzunu etkin biçimde devam ettirmesi, dahası geçmişten bugüne kadar bir prestij mekânı olarak kabul görülmesi cami mimarisinin dikkatle izlendiği bir metropol olmasını sağlamaktadır.

Mimarlığın ve Sosyolojinin Karşılaşma Alanı Olarak Kamusal Mekân

Murat ŞENTÜRK

Bu çalışmada kente ilişkin akademik çalışmalar yürüten iki disiplinin kentsel mekândaki karşılaşma noktası ele alınmaktadır. Mimarlık daha çok uygulama boyutuyla öne çıkarken, sosyoloji ise kentte yaşanan değişimleri tüm yönleriyle anlamaya ve açıklamaya çalışarak kuramsal açıdan bir birikim oluşturmaktadır. Mimarlık tekil düzeyde yapı üretimi olarak değerlendirilse de kentin bütününde olup bitenlerle de yakından ilgilenmektedir. Mimarlığın bu ilgisinin kamusal mekâna ilişkin kaygılarından kaynaklandığı söylenebilir

Fiziksel İnşadan Enformasyonel İnşaya: Kentsel Mekânın Network Kentine Dönüşümü

Vedia Derda TAŞAR

Bu çalışma 21. Yüzyılda yeni bir kentleşme biçimi olarak görülen network kenti çerçevesinde kentsel mekânı sosyal ve fiziksel karakterleriyle teorik olarak incelemeyi hedeflemektedir. Çalışmada ana husus olarak network kentinin bilgi yönetimine bağlı yapısının kentsel mekânın varoluş sürecinde önemli bir etkiye sahip olduğu tartışılmaktadır. Bu bağlamda, network kentinde mekân, fiziksel ve sosyal sınırlar yerine semboller, imajlar ve işaretlerden oluşan bir bilgi kümesi içerisinde değerlendirilir. Ayrıca network toplumunun mekânla ilişkisi teknoloji, kimlik, küreselleşme ve aidiyet kavramları açısından incelenir.

Ankara'nın İnşasında Bir Mimar: Arif Hikmet Koyunoğlu

Ömer Faruk GÖNENÇ

Bu çalışma, metinsellik ve görsellik gibi birbiri ile ilişkisi gerilimli olan iki alan özelinde mimar Arif Hikmet Koyunoğlu’nu tartışmaya açmayı hedefliyor. Ankara’nın kuruluş yıllarında aldığı pozisyonu, milliyetçilik bağlamında ürettiği yapılarla ve çeşitli zamanlarda yayınladığı mimarlık yazılarıyla beraber yeniden anlamlandırmak istenilmektedir. Çocukluk ve gençlik yıllarını sefalet içerisinde geçiren bir bireyin, Ankara’ya taşındıktan sonra kısa bir zamanda Cumhuriyet elitleri sınıfına yükselişi dikkat çekmektedir. Aynı zamanda toplumsallığı biçimlendiren bir dispozitif olarak mimarlığa temsiliyet alanında yüklenen anlamları, mimarın metinlerinde ve yapılarında aramak anlamlı duruyor. 

Bir Şehir Düşlemek: Turgut Cansever Mimarlığı Üzerine Bir Çözümleme

Faruk TURĞUT

Mimari, insanın varlık ile münasebetini düzenleme uğraşı olarak tanımlanmaktadır. Bu haliyle, insanlığın başlangıcından beri var olmaktadır. Tarihsel süreç içerisinde, mimari de yaşanan gelişmelere, dönüşümlere kayıtsız kalmayarak diğer insani uğraşlar gibi değişim geçirmiştir. Modern dönemde kökten sarsılan insanvarlık ile ruh-beden ilişkisinin yankıları mimarinin amaçlarında da karşılık bulmuştur. İnsan, toplum, düzen, mutluluk gibi kavramlar mimarinin alanından tasfiye edilmiştir. Bu çalışmada, öncelikle bir mimar ve aynı zamanda bir entelektüel olarak Turgut Cansever’in mimari felsefesi ile bu felsefenin neşet ettiği düşünsel etmenler ele alınacaktır. Bugünkü durumun müsebbibi olan ve Cansever’in felsefesinin değerini aşikar eden Batı mimarisine yönelik eleştirileri irdelenecektir

Yerin Ruhunun İzleri: Mimarlığın Masumiyet Çağına Dönüşü

Lerzan ARAS

Mimarlık uzun yıllardır kapitalist sistem, tüketim ve aşırı teknoloji kullanımı arasında kaybolan ruhunu arıyor. Kullanıcı ise şaşırtıcı, çok etkileyici tasarımlardan yıllardır çok etkilenmekle birlikte artık gündelik yaşamda daha sade, daha fonksiyonel, daha ruhuna uygun bir ortam arıyor. Dünyanın genel durumu ise, doğal kaynakların azalması ve savaşlarla zaten oldukça zor görünüyor. Uzun zamandır siyaset bilimcilerin, sosyologların ve coğrafyacıların ilgi alanında olan çarpık kentleşme ve sorunları, çok başka bir noktadan mimarların da sorumluluk alanına girdi: Etnik milliyetçi ve dini çatışmaların merkezinde kalan kentlerde yaşananlar, kullanıcı profilinde değişim, gündelik yaşam gereksinimlerinin farklılaşması, nüfus artışına ters yönde durağan hale gelen ekonomi ve doğal kaynakların gitgide tükenmesi mimarı içinde bulunduğu sanal, temsili ve doğadan kopuk halden çıkmaya itti. 

İslam Mimarisinde Anlam Meselesi

Ahmet ÇAYCI

Bu çalışmanın sınırları İslam sanatı ve İslam mimarisi bağlantılı boyuttan oluşmaktadır. Araştırmada mimari ile irtibat halinde olan bilim dalları arasındaki ilişki ifşa edilmiştir. Sonraki kısımda mimarinin geometri ile olan felsefi ve form ilişkisi teorik tarzda irdelenmiştir. Ayrıca mimariye bağlı olarak şekillenen tezyini unsurların da anlam dağarcığına katkıları söz konusu olması sebebiyle buraya dahil edilmiştir. Böylece İslam sanatına ve mimarisine doğrudan etki eden faktörler kısaca ele alınmıştır

Arap Milliyetçiliğinden Yerel Kimlik İnşâlarına, İstisnaî Bir Durum:

Abdullah Asım DİVLELİ

Bu metin, ikinci dünya savaşı sonrası dönemde inşa edilen Arap ulus devletlerinin savaş öncesi dönemde sahip oldukları Arap milliyetçiliği fikrinden, yerel kimlik inşalarına yönelimlerini anlatmaya çalışacaktır. Arap coğrafyasındaki ulusallaşma hareketlerinde farklı üretim ve temsil araçları ile beraber mimarlıkta aktif şekilde kullanılmıştır. İdari yapıların iktidar ve güce sahip olma biçimleri mimari araçların kullanım ve temsiliyet nispetlerini belirlemiştir. Uluslaşma döneminde Mısır, Irak ve Ürdün inşa edici iktidarlara sahipken Filistin Uluslararası Hukuk’taki belirsizliği nedeniyle devlet olmanın cüzi gerekliliklerini yerine getirememiş, dolayısıyla devletin ulusu değil ulusun devleti inşa ettiği bir örnek olmuştur.

Mekân, Kültür ve Politika Bağlamında Denizli Kent Kimliği

Aynur CAN

Bu makale çalışması, tekstil özelinde sanayi ve hizmetler sektöründe iddialı bir gelişme gösteren ve alt yapı gelişimini büyük ölçüde tamamlayan Denizli kentinin kimliği ve kültürü üzerine odaklanmaktadır. Öncelikle ilgili kavramlar açıklanmaktadır. Ardından, Denizli kent kültürünü üreten ve bugüne taşıyan tarihsel ve toplumsal var oluş pratiği, kültürel perspektiften okunmaya çalışılmaktadır. Kentin kimliğinin doğru olarak okunmasında ve yeniden üretilmesinde tarihi ve kültürel mirasın önemi ve özgülüğüne dikkat çekilerek, kentin bugünü ve geleceğine yönelik, yerel yönetimlere eleştiri ve öneriler geliştirilmektedir.
SOHBET

Uğur Tanyeli İle Söyleşi: Toplumsallık Üretim Biçimi Olarak Mimarlık

Mimarlığın toplumsallığı vareden, kuran pratiklerden biri olduğunu söyleyebilirim. Toplumsallık insanlar arası ilişkilerle, siyasetle, ekonomik etkinliklerle, inançla, yazılı sözlü ürünlerle kurulduğu gibi, mekân üreterek ve inşai etkinlikler gerçekleştirerek de kuruluyor. Tabii ki, teknolojik, düşünsel, gündelik vb. pratiklerle de kuruluyor. Dolayısıyla, “klasik” denebilecek anlatılarda ortaya konulduğunun aksine, mimarlık toplumsallıktan etkilenir ve toplumu etkiler gibi bir argüman benim için anlamlı değil. Toplumsallık soyut bir gerçeklik değil; tüm beşeri ve bireysel etkinliklerin toplu adından başka bir şey sayılamaz. Onun için toplumsallık bir tarafta, diğer insani pratikler öte tarafta diye düşünemeyiz. Bunun gündelik yaşamdaki anlamı şu: Örneğin, “bugün içinde yaşadığımız konutlar bizim toplumsallığımıza, kültürümüze uygun değil; biz bu evleri, bu kentleri kendimizin bilmiyoruz” gibi ifadeler içeriksizdir
KENAR KAYIT

Göbeğini Kaşıyan Adamın Psikanalizi I: Türklük ve Melankoli

Ahmet DEMİRHAN

Bu makalede Türkiye’de yirminci yüzyılın ikinci yarısından sonra ortaya çıkan popüler kültür üzerinden tanımlanan bir ‘iktidar’ ve bu iktidarın psişik yapılarına dair bir bakış açısının eleştirel bir okuması yapılmaktadır. Sözkonusu iktidar ve psişik hayatı, yararlanılan Butler ya da Althusser gibi teorisyenlerde olduğunun aksine, henüz gelmemiş, oluşmamış bir ‘özne’nin sanki bir evresi gibi değerlendirilmekte ve sözkonusu ‘özne’ de kendisini ondan bağımsızlaştırılarak var olmaya çalışmaktadır. Dolayısıyla Türklük adı verilen bu ön evre, sanki sözkonusu öznenin içinden çıkacağı ve kendisine özgü ulusal huzursuzluklardan kurtularak uygarlığın huzursuzluğuna adım atacağı bir yatak haline büründürülmektedir.

Taşradan İnsan Manzaraları

Ejder ULUTAŞ

Merkez ve çevre/taşra kavramları bir toplumu anlamada önemli kavramlardır. Bu kavramlar, sosyolojik manada, sadece bir coğrafi alanı anlatmamakta ayrıca kültürel bir ayrışmayı da ifade etmektedir. Toplumsal ilişkiler, bu farklılıklar ve benzerlikler temelinde inşa edilmektedir. Dolayısıyla merkezin ve taşranın inşa ettiği roller, ilişkiler birbirinden farklılık arz etmektedir. Özellikle hem merkezin hem de taşranın kamusal ve özel yaşamında farklı toplumsal tiplere tesadüf edilmektedir. Bu bağlamda, toplumsal tipler bir mekânı ve kültürü anlamada birer anahtar görevi görmektedirler. Bu çalışmada taşranın gündelik yaşamında önemli bir yer tutan birkaç toplumsal tip üzerinde durulmaktadır. Deli, ihtiyar, genç, esnaf ve memur tipleri irdelenmektedir. Güncel ve gündelik kültürde bu tipolojik figürler ele alınmaktadır. 

Patricia Melo'nun

M. Taner TÜRK

“Inferno Rio Cehennemi” adlı romanda başkarakter Kingie ve diğer karakterler ülkemizdeki gecekondulara benzer sosyo-ekonomik olarak alt düzeyde yer alan kişilerin yaşadığı favelalarda hayatlarını sürdürürler. Burada genellikle uyuşturucu ve kaçak silah ticareti, güvenlik kuvvetleriyle çatışma, fuhuş, soygun ve kaçak elektrik kullanımı gibi yasal olarak suç kabul edilen eylemler kanıksanır. Dışarıdan esenliksiz bir yer izlenimi bırakan favelalar, içinde yaşayanlar için kendilerini huzurlu hissettikleri bir uzamdır. 
HAYAT SAHNESİ

Mimaride Buluşan Sanatlar

Fatih ÖZKAFA

İslâm medeniyetinin tecessüm ettiği ana unsurlardan biri camidir. Önemli İslâm şehirlerinin yerleşim düzenine baktığımızda caminin merkezi bir rol üstlendiği hemen fark edilebilir. Şehrin siyasi, dini, sosyal ve ticari hayatı caminin etrafında şekillenmiştir. Cami ise mimarisinden ince sanatlara kadar bütün estetik versiyonları üzerinde cem’eden bir yapıdır. Bu anlamıyla “cami” kelimesini sadece “cemaat”i toplayan, bir araya getiren yapı olarak değil, “İslâm sanatlarını bir arada bulunduran, ihtiva eden yapı” olarak da değerlendirebiliriz. 

Çatalhöyük

M. Feyza YARAR

Burdur’un Hacılar köyü’nde takvimler 1956 yılını gösterirken, Şevket Çetinkaya her zamanki gibi tarlasında çalışmaktadır. Tarladaki yuvasından boynunda bir kolye ile çıkan köstebeği gören köylü, bu çevik hayvanın arkasından koşarken, köstebek yuvasına giriverir ve deniz kabuklarından yapılmış olan kolye yuvanın dışında kalır. Kolyenin peşine düşen Şevket, bölgeyi elleriyle kazmaya başlayınca Ana Tanrıça heykelciklerine rastlar. Buldukları nesneleri köyün öğretmenine götürüp gösterse de ne olduklarını bilmedikleri ama eski olduğundan emin olduklarından 100-150 km ötede kazı yapan İngiliz arkeoloğa götürürler

Şehrin Çeyiz Sandığı: Saray Çarşısı

Seyfettin KURT

Saray çarşısının inşaatına 1948 yılında başlanmış. O zaman ki inşaat teknolojisi ve o zaman ki imkânlarla sadece temelinin kazılması iki sene sürmüş. 1951 yılında iki katlı bir pasaj olarak hizmete girmiş. Konya’nın ilk kapalı pasajı. Saray çarşısının olduğu yerde eskiden zincirli han varmış. Zincirli handan önce de, arif efendi vakfı olduğu söyleniyor. Hatta bu konuda çarşının sahipleriyle vakfın varisleri arasında bir mahkeme süreci de yaşanmış. 

Hürriyet Caddesi

Köksal ALVER

Hürriyet Caddesi, İstanbul/Bahçelievler ilçesi Şirinevler semtinde, Hürriyet Mahallesi’nde yer alan, mahallenin merkez aksını meydana getiren iki kilometre uzunluğunda bir caddedir. Sağlı sollu iki yanında sıralanan 52 sokak bulunan cadde, uzun bir dikdörtgeni andırmaktadır. Dar ve uzun sokaklar gibi cadde de her iki yanda sıralanan orta yükseklikteki binalarla belli bir mekânsal biçime ulaşmaktadır. Okul, cami, Kur’an Kursu, muhtarlık, sağlık ocağı gibi kurumların yanı sıra daha çok apartmanlar, iş hanları, dükkânlar, atölyelerle şekillenen bir özelliğe sahiptir. 

Ahşap Ev- Yaşanmış Zaman Numunesi IV: Mekân/Ev-

Zeki SAKA

Ev, tarihin her döneminde var. Hz. Adem’in yeryüzüne koyduğu taştan bu yana arada kalan her ne varsa, müstakil evlere, apartmanlara, gökdelenlere, stüdyo dairelere kadar hep ev yapıyoruz. Evin zamanla şekli şemaili değişirken manası da değişiyor. Bırakın o değişen manayı anlamayı, yapı şeklinin zaman içinde geçirdiği değişimi anlatmaya çalışmak bile başka bir gayreti gerektiriyor.

Kütahya'da Bir Han: Kabadayı Hanı

Feyzeddin AYTEPE

Tarihsel olarak Selçuklu ve Osmanlı mimarisinde önemli bir yere sahip olan hanlar gerek toplumsal işlevi gerek kültürel işlevi sebebiyle önemli bir yere konumlanmıştır. Han Ticaretin yanında yolcuların ve geceyi emniyet içerisinde geçirmek isteyenlerin uğrak yeridir. Bu yönüyle han aynı zamanda hem misafirhane, hem de pazar olan önemli bir mimari yapıdır. Bu yapılar ilk zamanlarda ticari ve konaklama olarak karşımıza çıkmaktadır. Ticari hanlar “bir şehir hayatı hususiyeti olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu tip hanlar Osmanlılara gelinceye kadar gözükmeyen bir tarzdır. Ve bir yenilik olarak ortaya çıkar. ”1 Bu hanların önemli özelliklerinden birisi de sahiplerinin adlarıyla anılmasıdır. 
KİTAPLIK

Mimarlığı Görebilmek

Hüseyin ÖZİL

İnsanoğlu dünyaya ayak bastığından beri yeryüzü çeşitli gayelerle mamur edilme uğraşısı içinde. Bu nedenle asırlar boyu yeryüzündeki inşa süreci artan hızda sürmeye devam etmektedir. Saraylar, evler, köprüler, hanlar, parklar, statlar, bahçeler, arenalar, stadyumlar ve daha ismi zikredilmeyen pek çok yapı insan aklının ürünleri olarak yeryüzünün boşluklarını biçimlendirmektedir. İnsanın etken davranışı neticesinde vücut bulan yapılar kendini göstermeye başladığı andan itibaren çevresine tesir etmektedir. Yapıların insanlar üzerindeki tesirleri ise oluşumuna katıldıkları mekânlarda belirmektedir. 

Üç Habitus

Salim DANIŞ

Jale N. Erzen, Üç Habitus: Yeryüzü, Kent, Yapı isimli çalışmasında insanın var olduğu, içinde varlığını inşa ettiği yeryüzü, kent ve mimari yapıların insan ile ilişkilerini konu edinmiştir. Çalışmasında konuya sosyolojik açıdan ziyade mimari açıdan fenomenolojik bir yaklaşımla baktığını, insanın varlığını farklı halleriyle farklı mekânlarda ikamet olarak yorumladığınısöylemektedir. Erzen bu bakımdan habitus kavramını kullanırken, Bourdieu’dan atıfla insanın bir sınıfa, gruba ait olmasından önce bir yere ait olduğunu, bu nedenle sosyal sınıfın değil, sosyal mekânın belirleyici olduğu düşüncesinden hareket etmiştir. Kitabın bazı bölümleri Erzen’in çeşitli konferans ve makalelerinin derlemelerinden oluşmuş büyük bir bölümü ise bu çalışma için yazılmıştır.  

Ömrüm Ankara

Tuba DUMAN

Türkiye Yazarlar Birliği Vakfı kurucularından olan yazar D. Mehmet Doğan, doğup büyüdüğü memleketi Ankara’yı anlattığı kitabı Ömrüm Ankara’yı bu mısralarla örmüş adeta. Her bir mısrayı bir bölüm başına koymuş, bu mısraların konularına göre işlemiş, dolayısıyla Ankara’nın ve kitabın iskeletini hatta özünü Hacı Bayram-ı Veli’ye dayandırmıştır.  

Şehir Hakkı

İbrahim NACAK

Henri Lefebvre, son zamanlarda mekân, kent ve gündelik hayat üzerine eserleri çevrilen önemli düşünürlerden birisidir. Alanında temel eser olarak kabul edilen ve yakın zamanda Türkçeye kazandırılan pek çok eserini 1945- 1975 yılları arasında kaleme almıştır. Örneğin Gündelik Hayatın Eleştirisi, 1947 yılında kaleme alınmış, 2012 yılında Türkçeye çevrilmiştir. Kentsel Devrim (1970) ve Mekânın Üretimi (1974) kitapları ise 2013 yılından sonra çevrilmiştir. Çevirisi en güncel eseri ise Şehir Hakkı (1968)’dır. Adı geçen bu eserleri “Kentsel” yazı dizisi ile Türkçeye kazandıran Sel yayıncılığa ve çevirilerin çoğunda katkısı olan Işık Ergüden’e haklarını teslim etmek gerekiyor. 

Oyuk Topraklar: İsrail'in İşgal Mimarisi

Bedir SALA

İsrail’in Filistin işgalini anlatmak ve sınırlarını nasıl genişlettiğini göstermek için internette veya matbu yayınlarda sık sık kullanılan bir harita vardır. Filistin sorununun mahiyetini anlatan en net görsellerden biri olan bu harita, İsrail devleti ile Filistinli yerleşimcilere ait coğrafi alanın sınırlarının 1947’den günümüze nasıl değiştiğini anlatan popüler bir ikona dönüşmüştür. Batısında Akdeniz’in, doğusunda Suriye ve Ürdün’ün, kuzeyinde Lübnan’ın, güneyinde Sina çölünün ve kalbinde de Kudüs’ün yer aldığı Filistin bölgesinin savaşlarla, katliamlarla ve tehcirlerle geçen yarım yüzyılı aşkın hikayesini de anlatan bu haritanın ilk hali 1947 öncesi dönemi göstermektedir. 

Vadi-i Meram

Gülhan Tuba ÇELİK

Mayıs 2016’da Çizgi Kitabevi Yayınları’ndan çıkan Vadi-i Meram, kadim zamanların hatıralarını bağrında saklayan şirin ve yeşil bir köşenin kitabı olarak karşılıyor bizi. Değirmenlerden pınarlara, dağlardan efsanelere, futbol kulüplerinden mekteplere, mezarlıklardan düğün geleneklerine, eski evlerden yayla yaşantılarına kadar uzanan 221 sayfalık bu kitap, okurunu geniş bir yelpazede gezintiye çıkarıyor. 
 
Tüm Sayılar
Sosyoloji Divanı Kitaplığı
Basında Biz
Duyurular
Formlar
Satış Noktaları